
Haber bültenlerinde içim titreyerek izledim. İstanbul' da Çocuk Esirgeme Kurumu' ndaki 58 bebek, yedikleri yumurta, süt, bisküvi karışımlı mamadan zehirlenmiş... Beş bebeğin durumu kritik, diğerleri neyse ki zamanında müdahaleyle kalmış hayatta. Hastanede hemşirelerin omuzlarına başlarını yaslamışlar, anne kokusuna hasret. İçim ezildi, tam tabir bu.
Kimbilir süt hangi markaydı... Kimbilir yumurtalar kaç günlüktü... Kimbilir bisküvi ne kadar sağlıksız koşullarda üretilmiş ve saklanmıştı. Peki bu 58 bebek ölseydi ne olurdu düşündünüz mü ? Hemen söyleyeyim... HİÇBİR ŞEY OLMAZDI... Yer yerinden oynamazdı. Bütün Çocuk Esirgeme Kurumları denetim altına alınmazdı. Sağlık Bakanı, başbakan çıkıp İSTİFA ETMEZLERDİ...
"Biz başarısız olduk kardeşim, gururumuzla onurumuzla istifa etmeyi de biliriz" demezlerdi. Çok acı ama demezlerdi işte...
Şu an başbakan ABD' ye ulaşmıştır... Oraya gidiyordu ya da ulaşmak üzeredir uçağında. Ama saat gecenin bir buçuğu ve benim aklımda o bebekler var biliyor musunuz ? Çünkü ben bir insanım. Gözlerim, kulaklarım kapalı değil. Duyularım tümüyle açık, tümüyle sağlam. Ben bir insanım... Üzülmeyi bilirim, onuru bilirim, ağlamayı bilirim ve başarısızsam pes etmeyi bilirim.
Zaten dünyaya şanssız gelmiş o kadar bebek...
Kiminin annesi yok, kiminin babası... Kimi terkedilmiş, kiminin ebeveynleri ölmüş, kalakalmış bebecik başına sokaklarda. Zaten şanssızlıkla ilk aylarında tanışmış. Böyle mi bakılıyor bu bebeklere? Bayat şeyler yedirilerek mi büyütülüyor bu çocuklar?
Bundan sadece birkaç ay evvel bir başka Çocuk Esirgeme Kurumu' nda dayak yiyen gencecik vücutları daha unutmadık !!!
Ne oldu?
Yer yerinden mi oynadı? Önlemler alındı mı? Başlar yastıklara aynı rahatlıkla konuldu. Tek dert zamlar aynı umursamazlıkla yapıldı. Vatan evladı aynı fütursuzlukla Lübnan' a gönderilme kararına maruz kaldı çuvalla pirinç gibi...
Ve daha acısı ne oldu biliyor musunuz?
VATANI BÖLÜNMÜŞ GÖSTERDİ AMERİKAN HÜKÜMETİ... EVET... BİNLERCE YILLIK TÜRK KANININ AKTIĞI ÜLKEMİN TOPRAKLARINI BÖLÜNMÜŞ GÖSTEREN BİR TÜRK HARİTASINI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ UTANMADAN AMERİKAN ASKERİ...
Ne oldu?
Yer yerinden oynadı mı?
Hayır...
Ne mi yapılabilirdi... ABD büyükelçilikleri önüne siyah çelenkler bırakılırdı... ADAM GİBİ... Polisle dövüşmeden... Amacı saptırmadan. Türkiye haritaları konurdu kapıların önlerine. Herkes ama istisnasız herkes asardı Türk Bayraklarını...
Konuyu saptırmanın da alemi yok...
Bebekler hala hastanede...
Değişen bir şey olmaması acı. "DEVLET GİBİ" lafı tarihe karışalı yıllar oldu. Artık sırtımızı dayayacak o erk uzaklardan el sallıyor gibi. Ne acı...
Sorumluluğunu kaldıramıyorsanız eğer bu Esirgeme Kurumlarının dahi, lütfen efendim özelleştirin gitsin. Özelleştirme yanlısı olduğumdan mı, hayır... Bakın bu noktada küçücük bir örnek vereceğim. Elektrik olayı devletteyken, kesinti yaşadığımızda arızayı arardık. Açan olmazdı... Telefonlar çalar çalar kimseler bakmazdı. Özelleştirme yapıldı. Şimdi aradığımız an ilgileniliyor, elektriğiniz geldi mi diye sizi telefonla arıyorlar biliyor musunuz... Bunun ismi GELİŞMEDİR... Bunun ismi HALKA HİZMETTİR.
Özelleştirin madem Çocuk Esirgeme Kurumlarını... Bu çocukların mamalarının paralarını da fersah fersah bizden çıkartıyorsunuz nasıl olsa. Biz en iyisini almayı da biliriz. En azından çocuklar sağlıklı büyüsün diye. Ya özelleştirin, ya halka bırakın. Yoksa artık ipin ucunu yakalamaya bile olanak olmayacak... Yazık...